İsmail Topkaya 1 Takipçi | 8 Takip

Kendini Gerçekleştirme Teorisi Işığında Beden Eğitimi Spor

2009-01-08 12:53:00

Maslow’a göre (1970), olanak sağlandığında her birey kendini gerçekleştirir. Gizil güçlerinin farkına varır. Ne olduğunu, kim olduğunu, neler yapabileceğini bilen bir kişilik sergiler. Böyle bir kişilik sağlıklı bir kişi olmayı gerektirir. Sağlıklı bir kişiliğin oluşması ise, kişinin yaşama başladığı andan itibaren başlayan ihtiyaçlarının doyuma ulaşması ile ilgilidir.

İhtiyaçlar hiyerarşisi teorisi olarak bilinen ve genel olarak piramidal bir şekilde ifade edilen gereksinmelerin en üstünde kendini gerçekleştirme gereksinmesi yer almaktadır.

Bireyin kendini gerçekleştirmesi için güdülenebilmesi, daha alt basamaklarda yer alan gereksinmelerinin (fizyolojik gereksinme, güvenlikte olma gereksinmesi, ait olma sevilme gereksinmesi ve saygınlık sağlama gereksinmesi) yeterince karşılanmış oluşu ile ilgilidir.

Temel gereksinimlerdeki doyumda sorun yaşamayan bireylerde, kendini daha iyi hissetme, bağımsızlık ve özgürlük duygularının bir sonucu olarak kendini ifade edebilme davranışları daha kolay gerçekleşir. Diğer bir ifade ile, birey kendini gerçekleştirebilme konusunda daha avantajlı olur.

Bireyin gizil güçlerinin farkına varması ve onu tam olarak kullanabilmesi için temel gereksinimlerinin karşılanmış olması yetmemektedir. İnsanlar temel gereksinimlerinin karşılanmasından sonra, gizil güçlerinin farkına vararak kendini gerçekleştirme sürecine girerler. Kendini gerçekleştirme süreci ile ilgili merakını giderme, bilme-anlama, estetik ve yaratıcı olma gereksinimleri üst düzey gereksinimler olarak kabul edilmektedir (Erden, Akman, 1998: 235).

Beden eğitimi spor öğretiminde, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin göz önüne alınması, çocuğun kendini gerçekleştirmeye yönelik güdülenmesini anlamayı gerektirir. Çocuğun ve erin ve ergen bireyin, kendini gerçekleştirme ile ilgili gereksinmeleri, onları beden eğitimi ve spora yönlendirmiş olabilir. Bunun farkına varılıp, bu tür gereksinmelere cevap verilecek olanak ve ortamlar hazırlanmalıdır.

İhtiyaçlar hiyerarşisinin beden eğitimi spor öğretimini etkilemesini iki açıdan ele almak mümkündür;

¨      Birincisi, belli bir yaşa gelmiş çocuk ya da gencin kat ettiği yaşam süreci açısından geçmişindeki ihtiyaçların ne ölçüde karşılanmış olduğu ile ilgilidir.

Geçmiş yaşam sürecindeki  temel gereksinmelerden özellikle psikolojik kökenli ait olma, sevilme gereksinimi ile saygı gereksiniminin karşılanmış ya da karşılanmamış olması çocuğun beden eğitimi aracılığı ile kendini gerçekleştirme doyumunu yaşayıp yaşayamayacağını etkileyecektir.

Beden eğitimi öğretmenlerinin  çocuğun geçmiş yaşantılarını iyi analiz ederek, bazı çocukların kendilerini gerçekleştirebilmelerine olanak sağlayacak, onu güdüleyecek yaklaşımlar sergilerlerken, bazı çocuklar açısından ise, kendini gerçekleştirmenin psiko-sosyal kişilik açısından bir gereksinme, hatta bir zorunluluk olduğunun bilincinde olmaları gerekmektedir.

Birey sağlığını koruma güdüsü içindedir. Geçmiş süreçte yaşanmamış-doyurulmamış kişilik ne olursa olsun her zaman gereksinimlerinin karşılanması beklentisi içindedir. Buradan hareketle beden eğitimi öğretmeni, beden eğitimi spor öğretimi ile ilgili uygulamalarını çocuğun gereksinimlerini karşılayacak ve beklentilerine cevap verecek şekilde düzenlemek ve yürütmek  sorumluluğu taşımalıdır.

¨      İhtiyaçlar hiyerarşisinin beden eğitimi spor öğretimini etkilemesi gerektiği ile ilgili ikinci bakış açısı, yaşam sürecindeki öğrenme anı ile ilgilidir;

 Öğrenmenin etkin ve sağlıklı olabilmesi, öğrenenin fizyolojik  gereksinimlerinin karşılanması ile yakından ilgilidir. Beden eğitimi spor öğretimi, ilk temel gereksinme olan, çocuğun fizyolojik gereksiniminin giderilmiş olması ile ilgili olmak zorundadır. Çocuğun yeterince gelişmiş olması (büyüme ve olgunlaşma), enerjik olması, yeterince beslenmiş olması, dinlenmiş olması gibi gereksinmelerinin karşılanması onun hedefe uygun  psikomotor davranışların gerçekleştirilebilmesine olanak sağlayacaktır. Ayrıca hareket etme ihtiyacının kendisi temel düzeyde fizyolojik bir ihtiyaç olup, bireyin henüz doğmadan başlayan ve yaşamının sonuna kadar süren bedensel varoluşunun önkoşuludur.      

İkinci temel gereksinim olan güvende olma gereksinmesi fizyolojik ihtiyaçların karşılanmasından sonra bireyin kendini güvende hissetmesi ile ilgilidir. Korku, kaygı, başarısızlık endişesi, belirsizlik gibi iç duygular öğretimi etkisizleştirmektedir. Beden eğitimi öğretmeni çocukları öncelikle psikomotor davranışların beceri aşaması sürecinde yüksek bir beklenti ile kaygıya itmemeli öğrenme ortamı olabildiğince rahat, güvenli ve endişeden uzak olmalıdır. Çocuk kendini gerçekleştirebileceği psikomotor davranışın kalitesi ne olursa olsun kendini güvende hissetmelidir. Bu onun ilerde daha üst düzeyde davranışlar sergileyebilmesini kolaylaştıracaktır.

Ait olma, sevme-sevilme gereksinmesi, beden eğitimi spor öğretiminin dikkate alması gerektiği önemli gereksinmelerden birisidir. Beden eğitimi yapısal karakteri gereği bu ihtiyaca cevap verebilecek bir içeriğe sahiptir. Çocuklar, grup arkadaşlarına, sınıf veya okul arkadaşlarına ya da takım arkadaşlarına çevresine ailesine yani üyesi olduğu topluma ait olduklarını hissetme ihtiyacı içindedirler. Benimsenmek isteği beklentisindedirler. Aidiyet duygusu özellikle çocuklar için sosyal yaşamın olmazsa olmaz kazanımlarındandır. 

Bu nedenle beden eğitimi programlarında, grup çalışmaları, eşli çalışmalar, işbirliğiyle öğrenme gibi öğretim planlamaları ile, çocuğun kendisini bir guruba ait hissetmesini sağlayacak, paylaşmayı, yardımı, birlikte olmayı gerektirecek öğretim uygulamalarına oldukça yoğun bir şekilde yer verilmelidir.

Özellikle, bazı çocukların bu konudaki duygu bozukluklarının farkına varılarak, bu olumsuzluğun onların kişiliğini etkilemesine izin vermeyecek girişimlerde bulunulmalıdır. Bu tip çocuklar, onlara sezdirmeden gurubun içine dahil edilmeli, diğer çocukların onları benimsemesine örnek olunmalıdır.

Kendine saygı ihtiyacı olarak adlandırılan, kendine saygı duyma ya da saygın olma gereksinmesi hiyerarşik olarak dördüncü düzeydeki psiko-sosyal bir gereksinmedir. Saygınlık kazanma (bir statü kazanma gereksinmesi), bireyin diğer alt gereksinimlerinden sonra gerçekleşen ve kişiliğin oluşumunda önemli bir yer tutan bir gereksinme olup, değişik yaş gruplarında değişik şekillerde hissedilir. Bu gereksinmenin karşılanması, bireyin sağlıklı bir kişiliğe sahip olması ile yakından ilgilidir. Çocuk ve erin ve ergen bireyin  yeteneklerinin fark edilip takdir görmesi onun en önemli beklentilerindendir.

Hiçbir alanda ve konuda değerlendirilmemiş, takdir görmemiş çocuk ve gençlerin, bu gereksinmesi büyük ölçüde karşılanmamış demektir. Bu durum onların olumlu güdülenmelerini engelleyeceği gibi, sağlıksız duygu ve tutum geliştirmelerine de neden olabilir.

Beden eğitimi spor öğretimi, her bireyi kendi ilgi, istek, yeti ve yeteneklerine göre değerlendirmeli her çocuğun gerçekleştirebileceği davranışları takdir etmelidir. Özellikle psikomotor davranışlardaki gelişimle ilgili “beceri” süreci değerlendirmelerine dikkat edilmeli, etkinlik ve uygulamalarda bireysel gelişim  düzeyi mutlaka göz önüne alınmalıdır. Ortaya koyulan her düzeydeki davranış takdir görmelidir.

 

Beden eğitimi spor öğretimi etkinlikleri ailede, sınıfta, okulda, ve çevrede, takdir görmemiş, çocukların takdir edilmesini ve kabul edilmesini sağlayacak bir içeriğe sahip olmalıdır. Çocuğun veya gencin, saygın olma gereksinmesini karşılayacak olanakları yaratmak beden eğitimi  sporu öğretiminin  genel amaçlarındandır.

 

Bilme ve öğrenme ihtiyacı yüksek ölçüde güdülenmeyi gerektiren, sağlıklı bir kişilik gelişimi göstergesi olarak ortaya çıkan bir durumdur. Giderek entelektüel bir boyut kazanan çocuğun yeni şeyleri bilme ve öğrenme ihtiyacı içinde olması kaçınılmazdır. Bu ihtiyaç onun herhangi bir alanda kendini gerçekleştirmesini kolaylaştıracak bir donanıma sahip olmasına neden olacaktır. Bilme ve öğrenme ihtiyacı, bilme ve öğrenmeye ilişkin ön deneyimlerin, güdülenmelerin yaşanmasını gerektirir. Çocuğun hareket, beden eğitimi ve sporla ilgili ön biliş ve öğrenme güdülenmeleri onun bu alanda yeni biliş ve öğrenme ihtiyacı duymasına neden olabilecektir. Yeni beceriler, yeni oyunlar, yeni yeterlilikler peşinde olma istendik bir öğretim amacı olarak da karşımıza çıkmaktadır.       

Beden eğitimi dersleri ve sportif etkinlikler karakterleri gereği, bunları karşılama imkanına sahiptir. Ancak, beden eğitimi öğretmeninin izlediği öğretim yaklaşımları ve yöntemleri bu konuda belirleyici olacaktır. Bu noktada öğrenen merkezli, kendini ifade etmeye önem veren beden eğitimi uygulamaları çocuk ve gençlerin saygınlık kazanma gereksinmelerini karşılamada oldukça etkindir.

Üst düzey gereksinimler olarak betimlenen, ihtiyaçlar hiyerarşisinin tepe noktasında yer alan kendini gerçekleştirme gereksinimi, bireyin kendini gerçekleştirme güdüsünün davranışlarını yönlendirmesi sonucudur. Öğrenmenin de güdüleyenlerinden birsidir. Bireyin yaşam sürecinde istediği yere gelebilme, koymuş olduğu yakın ve uzak hedeflere ulaşabilme isteği ve çabası bunun için tüm yeti ve yeteneklerini kullanma eğiliminde olması onun kendisini gerçekleştirme gereksinmesi içinde olduğunu göstermektedir. Bu aynı zamanda, üst düzeydeki güdülerin kişiliği etkilemeye başladığının da göstergesidir.

Kendini gerçekleştirme gereksiniminin hissedilmesi, kişiliğin oluşumunda önemli bir düzeye ulaşılmış olduğunun da göstergesidir. Bu gereksinmenin karşılanması, yaşam süresince devam edecek olan olumlu tutum ve davranışlar şeklinde ortaya çıkar.

Maslow’a göre (2001) bilme, anlama ve estetik gereksinimler ise, kendini gerçekleştirme sürecinin sonuçları olarak ortaya çıkan daha üst gereksinmelerdir. Kendini gerçekleştiren birey, bilme anlama ve estetik gereksinimler duyar. Bilgi edinen, entelektüel bir yapılanma düzeyine erişen birey, daha soyut ve estetik değerleri benimsemeye ve yaratıcı olmaya başlayacaktır.

Kişilik gelişimi açısından altı çizilmesi gereken nokta, bireyin gereksinimlerinin karşılanması kadar, onun üst düzey gereksinimler içinde olmasını sağlamak olmalıdır. Çünkü, güdüleri temel gereksinimler tarafından belirlenen bireyler dışa bağımlı olmaktadırlar. Davranışları üst düzey gereksinimler tarafından yönlendirilen bireyler ise, gelişmeye açık bir kişilik yapısı gösterirler.

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisini bilmek ve öğretim sürecinde kullanmak çocukları daha iyi tanıma ve onların hangi güdülerle hareket ettiklerini anlamaya yardımcı olacaktır. Bireylerin daha çok hangi gereksinimlerinin etkisi altında olduklarının bilinmesi onların üst gereksinmeler için güdülenmelerinin sağlanmasında yardım edebilmeyi mümkün kılacaktır (Fidan, 1986).

Beden eğitimi öğretmenleri ve eğitimciler, öğrencilerin kişilik gelişimlerini olumlu etkileyebilmek için onların gereksinmelerini üst düzeye çıkarma gerektiğini bilmelidirler. Beden eğitimi spor öğretimi çocuğun ve gencin, kendisini gerçekleştirecek güdülenmeye olanak sağlayacak ortamı oluşturmak zorundadır. Bu, sadece psikomotor davranışlar açısından değil, bilişsel ve duyuşsal davranışları sergileme ortamını anlamına da gelmektedir. Bir çocuğun yeteneklerini ortaya çıkarmasına, yaratıcılığını sergilemesine olanak veren beden eğitimi spor öğretimi, onun etkinlik aracılığı ile kişilik gereksinmelerini üst düzeyde karşılanmasına olanak sağladığı gibi, farklı güdülenmelere de yardım edebilecektir.

Örneğin, çocuğun psikomotor açıdan bir beceri ile kendini gerçekleştirme gereksinimi içinde olması son derece istendik bir durumdur. Beden eğitimi açısından sağlıklı bir öğretim sürecinin işaretidir. Başka bir çocuğun ise, bu gereksinmeyi başka şekillerde hissetmesi yani, bir becerinin gerçekleştirilmesi yerine, o becerinin ne olduğu ve neden gerçekleştirilmesi gerektiğini bilmesi de, istendik bir durumdur ve beden eğitimi öğretim hedefleri içerisinde yer alır.

 

Sonuç olarak beden eğitimi spor öğretimi, her çocuğa  düzeyi ölçüsünde ve farklı öğretim hedeflerine ilişkin, kendini gerçekleştirme  olanağı sağlarken onları daha üst öğrenmelere güdülemelidir.

 

Örneklemini lise düzeyinde öğrencilerin oluşturduğu, tüm branş öğretmenlerine yönelik bir araştırmada, “öğretmenlerinin davranışlarını insancı ilkeler açısından nasıl gördüklerine ilişkin bir soruya verilen cevaplardan elde edilen sonuç, öğretmenlerin hangi branştan olurlarsa olsunlar, “branşların insancı bir eğitim ortamının  sağlanması açısından fark yaratmadığı” ortaya koyulmuştur (Kılıçcı, 1989: 155-181).

Bu bulgu beden eğitimi branş öğretmenleri açısından tartışılması gereken bir durumdur. Kendini ifade etme temeline dayanan  beden eğitimi gibi bir dersin, diğer branş dersleri gibi olumlu bir eğitim ortamı oluşturmada etkisiz olarak nitelendirilmesi, yukarıda anlatılanlar ışığında sorgulanması gereken bir durumu yansıtmaktadır. 

 

237
0
0
Yorum Yaz